05 Mart 2009 Perşembe

Bizi artık buradan takip edebilirsiniz

Eğitişim Kariyer Enstitüsü olarak, sizlere hem daha iyi hizmet verebilmek hem de görsel olarak daha iyi bir yapıya sahip olmak için yeni bloglarımızı yayımladık. Yeni bloglarımıza www.egitisim-blog.com adresinden ulaşabilirsiniz.

11 Şubat 2009 Çarşamba

pazarlama eğitimi

marketing_by_nikosalpha
Pazarlama sıras
ında beş hata…

Müşteri ile tüketicinin farklı olduğunu yeni yeni kavrıyorum. Eskiden ikiside aynı şey der geçerdim. Ancak gerçek öyle değilmiş. Müşteri ihtiyacı olan ve pazarlamacıların peşinden koştuğu kişidir. Yani tüketici adayıdır kendisi. Daha bir şeyi tüketmemiştir. Tüketici ise eskiden müşteri olan, şimdi ise aldığı ürünün keyfini süren kişidir. Bu iki kavramın farklı olduğunu bilmenizi istedim konuya girmeden önce. Artık konuya gönül rahatlığı ile girebilirim.

Efenim, ürünlerinizi pazarlamakla yeterince vakit harcayıpta, hala daha istediğiniz kadar satış yapamıyor musunuz? Sizlere daha önce de belirtmiştim; gerçek şu ki, müşterilerin ihtiyaçları vardır ve müşterilerin bir ürün alması için bazı aşamalar vardır. Eğer pazarlamanız müşterilerin ihtiyaçları ile örtüşmüyorsa, satış yapamamanızın sebebi budur işte.

Sadece bir ürün ve “fiyat” tarafından ikna olmayan biz tüketiciler , ürünün faydalarını da göz önünde bulundururuz; işte bunlar satın almadan önce gerekli sebeplerimizdir. Hemen panik olmayın lütfen, bugün sizlere bizleri müşteri konumundan tüketici konumuna nasıl dönüştürebileceğinizi ve olabilecek pazarlama hatalarınızı 5 maddelik liste halinde sıraladım.

1- Ürünlerinizin farkında olmayabilirler…

Tüketiciler ürünlerinizin farkında olmadığı için ürünlerinizi satın almıyor olabilirler. Eğer pazarlama yapıyorsanız ve müşterileriniz hala daha sizi bilmiyorsa, taktiğinizin ve stratejinizin neden çalışmadığını düşünmelisiniz ve bunun için yeterli zamanınız olucaktır. Ayrıca, doğru pazarlamayı mesaj yolu ile mi yapmaya çalışıyorsunuz? Peki mesajınız ürünlerinize bir ilgi oluşturdu mu? Şunu unutmayın ki çözümler her zaman daha fazla pazarlama değildir, çünkü sorun pazarlama yönteminiz ve pazarlama için kullandığınız araçlar da yatıyor olabilir.

2- Ürünlerinizin faydasını anlamıyor olabilirler…

Tüketiciler sadece fiyata dayalı olarak ürünleri almazlar. Şimdi bu fiyat faktörü önemli değil anlamına gelmesin lütfen, çünkü fiyatta önemlidir. Müşterilerinize ürünlerinizin yararını sormayı denediniz mi hiç? Verecekleri cevap çok önemli. İşte bu yüzden müşterilerinizin ürünlerinize ilgi duyması için, pazarlama stratejiniz ürün faydası merkezli olmalı. Ürünlerinizin en önemli üç faydası gösteren bir liste oluşturun ve bunu pazarlamanızda kullanın.

3- Ürünlerinizin değerini algılayamaya bilirler…

Tüketiciler ürünlerinizi değerli görmediği için satın almaya da bilirler. Bu da önemli bir etken olabilir. Peki tüketiciler nasıl ürünlerinizin değerini algılayacak? Siz ürünlerinizin faydasını kullanarak onların gözünde bir değer oluşturabilirsiniz, ve bu değer algısı ürünlerinizi satmanız konusunda size yarar sağlayacaktır. Eğer müşteri ürünlerinizi değerli görmüyorsa, markette alışveriş yaparken basitçe ürünüzünün yanından geçip gider. Pazarlama mesajınızda mutlaka bir değer algısı oluşturulmalıdır.

4- Ürünlerinizin ihtiyaçlarını karşıladığını düşünmüyor olabilirler…

Ürünlerinizin yararı ve değeri hakkında konuştuk, şimdi ihtiyaçlar hakkında konuşalım. Tüketiciler ürünlerinizin onların ihtiyaçlarını karşılayacağını biliyorlar mı? Onların hayatını kolaylaştırıyor mu? Zaman tasarrufu sağlıyor mu? Kendilerini daha iyi hissettiriyor mu? Ürünlerinizin müşterileri tatmin etmesi için neye ihtiyacı var? Bu soruları cevaplandırmalısınuz öncelikle. Daha sonra müşterileri misafir konumuna koymadan, onları neden ürünlerinize ihtiyaçları konusunda eğitin.

5- Ürünleriniz onlar için ulaşabilir değildir…

Müşteriler ulaşılabilir olmayan ürünleri alamazlar. Dikkat ettiyseniz almazlar demiyorum, alamazlar diyorum. Eğer onlar ürünlerinizi duyuyor ama erişemiyorsa, unutun gitsin. Tüketiciler ürünleri alım ve kullanım sırasında kolaylık ister. Peki siz ürünlerinizi daha fazla nasıl ulaşılabilir yapabilirsiniz? Farklı yerlere koyarak mı? Farklı bir şekilde dağıtımını mı yapmak? Belki de ürünlerinizi online olarak teklif etmelisiniz? Ürünlerinizin erişilebilirliği hesaplıyın ve değişiklik yapmanız gerekiyorsa yapın.

06 Şubat 2009 Cuma

Kimsiniz ve ne yaparsınız?


Online dünyada ki en düzgün şey, hemen hemen bütün kararları sadece parmaklarımızla almamızdır.
Eğer cömert şeyler yaparsanız, insanlar sizin cömert olduğunuzu düşünür.
Eğer zorba bir insansanız, insanlar sizi bir kabadayı olarak benimser.
Eğer sürekli aptalcana sorular sorarsanız, insanlar sizi aptal olarak tanımlar.
Soruları güzel ve dürüst bir şekilde cevaplayın ve insanlar sizi akıllı ve cömert olarak kabul etsin.
… fikri anladınız değil mi?
Bu bir kaç ilginç yorumlara yol açar.
1. Eğer insanlar sizi eleştiriyorlarsa, onlar sizin davranışlarınızı eleştiriyordur, sizi değil.
2. Eğer size karşı olan genel algılamadan memnun değilseniz, yazdığınız ve gönderdiğiniz mesajları değiştirin.
3. Birinden bişeyler duyduğunuz zaman, kaynağını düşünün.
Benim için en büyük paket bu: Çevrimiçi etkileşimden beklenen en büyük beklenti kasıtlı olmasıdır. Yani bilerek. Planlanan bir şekilde. İnsanların bir neden üzerine birşey yaptığını kabul edelim.
Açık olun, cömert olun, kibar olun. Zarar vermeyin.

29 Aralık 2008 Pazartesi

Kriz ve Dijital Pazarlama

"Krizde durmak, ölmek demektir. Krizde dijital pazarlamayı gözardı etmek ise iki kez ölmek demektir. "

Eğitişim Kariyer Enstitüsü’nün düzenlediği ileri düzey pazarlama sertifika programı Being Marketing Genius Programının Mentorü ve Medyanet Marka Koordinatörü M. Sedef Tenim Kayaokay pazarlama dünyasındaki 2009 beklentilerini bizlerle paylaştı. Kayaokay’ın düşünceleri şu şekilde:

“Kaynakların finansal, çevresel hatta politik olarak azaldığı ortamda 2009’da pazarlamaya yegane nefes aldıracak alanın dijital pazarlama ve sosyal medya olduğunu göreceğiz. Bunun tek nedeni yaratıcılığın yüksek ve çok sesliliğin olduğu, tüketicinin üzerine üzerine gitmeden onların hayatlarının bir parçası olacak adımlara rastladığımız, pazarlama yatırımın geri dönüşünün en hızlı ölçülebildiği şimdilik tek pazarlama aracının dijital dünya olduğunun 2009’da daha fazla farkına varacağız. Kısaca kısıtlı kaynaklarımızdan daha iyi geri dönüşler için çalışıyor olacağız.

Dijital dünyanın pazarlamaya açtığı kapıları gözardı etmeye ve onu klasik medya planlama stratejileriyle yönetmeye devam eden firmaların bütçeleri 2009’da ciddi sarsıntı geçirecek. Krizi fırsat olarak algılayanlar ve planlarını daha hızlı, yaratıcı ve anlamlı iş sonuçlarıyla geliştirmeye devam edenlerin sırtı yere gelmeyecek. Evet pazarlama bütçeleri daralacak ancak çeşitli kanallar üzerinden ölçülebilen stratejiler ile beklenmedik derecede olumlu iş sonuçları göreceğiz. Krizde durmak ölmek demektir. Krizde dijital pazarlamayı gözardı etmek ise; iki kez ölmek demektir.”

Eğitişim Kariyer Enstitüsü’nün düzenlediği ileri düzey pazarlama sertifika programı “Being Marketing Genius”, 17 Ocak’ta yeni dönemine başlıyor. Bugüne kadar Google, Coca-Cola, Algida, Turkcell, Vodafone, Vileda ve P&G gibi firmalardan 150’ye yakın pazarlama profesyonelinin konuşmacı olarak katıldığı program; katılımcılara pazarlama dünyasının içinde yaşama ve buradaki deneyimlerini iş yaşamlarına taşıma fırsatı sunuyor. Değişen dünya ve tüketici davranışları, ürünü farklılaştırma taktikleri ve yeni trendler üzerine pazarlama dahilerinin fikir üretmesine katkıda bulunan program; ürünlerini pazarda lider konuma getirmek isteyenler için benzersiz deneyim olma özelliğini sürdürüyor.

Mentorumuza teşekkürler.

26 Aralık 2008 Cuma

Çekingenliğinizi avantaja çevirin


İlk iş, ilk işyeri insanda doğal olarak bir çekingenlik yaratır. Hele de halihazırda çekingenseniz, kendinizi iş arkadaşlarınıza ve yöneticilerinize doğru tanıtmanız için bazı şeylere dikkat etmek gerek. Böylece kendinizi geliştirebilir, güçlü ve tercih edilir yönlerinizi ortaya koyabilirsiniz.

İşin ilk günlerinizde yöneticiniz ve iş arkadaşınız sizi alıp ofisteki diğer kişilerle tanıştırabilir, öğlen yemeğe birlikte gitmeyi, iş çıkışında bir arada olmayı önerebilir. Bu önerilere mümkün olduğunca ."Evet" diyin, ortak aktivitelere katılın. Böylece sağlam iş ilişkileri geliştirmekte önemli bir ilk adım atmış olursunuz.

Gerektiğinde sessiz bir ortamda çalışmanın yollarını bulun. Çünkü, çekingen bir insan olarak belkide en büyük ızdırap, gürültülü bir ortamda çalışmak oluyor. O yüzden, ihtiyaç duyduğunuzda,sizi işinizden alıkoyan, gürültülerden uzaklaşmanın yollarını bulun,bosşa, toplantı odasında bir 10 dakika yalnız kalın. Günde bir kaç kez de çekingenlik molaları almaya hakkınız var. Sonuçta WC, bir çekingenin kendini en rahat hissettiği yer olabilir. Ayrıca biraz fotokopi makinasının oralarda dolanabilir, bir kaç dakika için ofisin dışına çıkabilir veya yumuşak bir müzik bile dinleyebilirsiniz.

Çekingenlere uygun görevlerde gönüllü olun. Çünkü bir çok kurumda yüksek odaklanma,konsantrasyon ve bağlılık gerektiren, tek kişinin çözebileceği işler olur. Dışa dönük insanlar bu tekli işlerden pek hoşlanmaz, ama bir çekingen için bunlar hem kendini gösterme hem de çekingenliği iyi bir amaç için kullanma fırsatı doğurabilir. Burada öenmli olan, gönüllü olabilmek.

En önemlisi bırakın insanlar sizin çekingen olduğunuzu bilsin. İlla da dışa dönük olmak zorunda değilsiniz. O yüzden çekingenliğinizden utanmayın, birlikte çalıştığınız insanlardan bunu saklamaya çalışmayın. Sonuçta bir çok insan, çekingenliğin ne demek olduğunu da bilir zaten.

16 Aralık 2008 Salı

Fikir satmak mı?



Evden okula, okuldan işe, işten eve giderken kafamda sürekli farklı fikir arayışları oluyor. Nasıl zengin olurum sorusunun cevabını arıyorum bir nevi. Aklıma bin bir türlü cevap geliyor. Bunların çoğu beni gülümsete biliyor. Ancak sonra tekrar karamsar moda gireyorum. Çünkü fikir sahibi olmanın yetmeyecek ve aklıma gelen fikri bir yerlere satmam gerekmesi canımı sıkıyor.

İşte size sorunun özeti: Bir fikri satmak, bir fikre sahip olmaktan çok daha farklı bir iştir.

Bu gerçekten hızlı bir koşucu olmaya benzer ama başarı için isteksiz bir koşucu gibi.. Hızlı olabilirsiniz,ancak futbol oynayabilirsiniz anlamına gelmez. Bu 2 farklı yeteneği içerebilirsiniz , ancak birisi o işte iyi olmanız için yeterli olmayabilir. Unutmayın,satış
kendi içinde bir iş, aklına harika bir fikir gelmesi kadar basit bir şey değil.

Eğer fikirlerini diğer şirketlere satmak istiyorsan, yeteneklerini konuşturman gerekecek. Fikirlerinin satılıp satılmaması fikirinin kalitesini etkilemez. Eğer imkanınız olursa en basit fikirleri bile satabilirsin. Ama satamaman senin fikrinin kalitesizliği ile alakalı değildir çoğu zaman.

Eğer fikirlerini satıcak pozisyonda olamazsan, en iyi tavsiyem şu olacak: Fikirlerini kaydet, bir yerlere not edin yani. Vakti gelince ve en sonunda senin sistemine uygun olunca çıkart ve haklı bir övünmeyi kazan.Tabi herşey yolunda giderse.

25 Kasım 2008 Salı

Tekrar kandırılmayın...



Dikkate değer uyarılar.


Eğer arkadaşınız sizi heyecanlandırıcı birşeyler söylüyorsa hemen kanmayın.

Patronunuzun size neden çıldırmış gibi bir mail altığını düşünüyorsanız, mailin gerçekçiliğine hemen inanmayın.

Eğer internette bir yatırım yapmayı düşünüyorsanız, 2 kez düşünün.

Gelen bir telefon görüşmesinden asla ama asla bir ürün satın almayın.

"Bu mail size sır içindedir..." Büyük bir ihtimalle bu tarz başlangıçta ki bir mail okunmayacaktır.Bir benzetme yapmak gerekirse görmek istemeyeceğiniz en son yerin dijital fotografı olucaktır.

Siz küçük köyünüzde yaşasaydınız, hergün komşunuzu, on yıldır tanıdığınız arkadaşınızı görüyor olacaktınız. Belki de evinizin önündeki araba jandarma veya bekçi olacaktı. Çünkü burada yaşam oldukça basittir ve herkes kurallara riayet eder, fakat sanal alemde sıfır insaniyet vardır. Ve tek kural gör ve yok et kuralıdır.


Online da gördüğünüz şeylere inanın, çok fazla şüpheci olmayın,güvenin fakat sağlamasını yaptıktan sonra.